İçeriğe geç

Makaleler / Tasavvufun Temelleri

Sufi kimdir?

Yayın Kurulu2 dakikalık okuma

Diğer dillerde:Englishاردوالعربية

Kelimenin kökeni

"Sufi" kelimesinin geleneksel olarak birkaç açıklaması vardır. En yaygın kabul gören görüş, onu ilk zahidlerin giydiği sade yün kumaş anlamındaki sûf kelimesine bağlar. Başkaları onu kalp temizliği anlamındaki safâ ile ya da Medine'de Mescid-i Nebî'nin sofasında (suffe) kalıp günlerini ibadete ve ilme adayan Ashâb-ı Suffe ile ilişkilendirir. Üçü de aynı tabloyu çizer: sade bir hayat, temiz bir kalp ve Peygamber Efendimize (s.a.v.) yakınlık.

Sufinin aradığı

İhsan ve Tasavvuf kitabında Hâce Şemseddin Azîmî, sufiyi riyazet ve mücahededen sonra Sevgili'yi görmeyi arzulayan kişi olarak anlatır. Tefekkür ve murakabe yoluyla, hayatın gayesinin yalnızca Allah'ı tanımak olduğu kanaati içine yerleşir (s. 35). Yazar şu ayete dikkat çeker: "Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın" (Kehf 18:110).

Sufi dünyanın içinde yaşar

Kitap, tasavvufun hayattan kaçmak demek olduğu düşüncesini kesin bir dille reddeder (s. 53). Doktor ya da mühendis olmak için yıllarca evinden uzakta kalan bir öğrenciye kimse münzevi demez; manevî ilimleri öğrenmek için bir süre dergahta kalan bir talibe de denmemelidir. Lahor'da Dâtâ Genc Bahş ve Multan'da Bahâeddin Zekeriyyâ gibi Hint alt kıtasının büyük velileri ömürlerini insanların arasında geçirdiler; Dâtâ Sâhib'in türbesinde bugün bile her gün binlerce kişiye yemek verilir.

Ölçü ameldir. Yazara göre amel olmadan gerçek marifet (irfan) olmaz: amel etmeyen kişi sufi değildir; ona olsa olsa filozof ya da kelamcı denebilir (s. 66).

Sufinin nitelikleri

Kitap yirmi bir nitelik sayar (s. 39–40). Bunlardan bazıları şöyledir; sufi:

  • Allah'ı hamd ve tesbihle çokça anar (zikir);

  • namazda Allah'la canlı bir bağ kurar, O'na yaklaşmak için oruç tutar;

  • dikkatini her şeyden çekip kendi içinde arar (murakabe);

  • öfkesine hâkim olur, affetme ve bağışlama ahlakında gelişir;

  • Allah'ın hiçbir ihtiyacı olmadan yarattıklarını rızıklandırması gibi, O'nun yarattıklarına karşılıksız hizmet eder;

  • korku ve hüzünden uzaktır; bu, Allah dostlarının alametidir (Yunus 10:62);

  • her nimet için Allah'a şükreder, sahip olmadığı şeyden şikâyet etmez;

  • muamelesinde âdildir, kimsenin hakkını yemez;

  • dini ve milleti ne olursa olsun her insana saygı duyar ve ona yardım etmeyi görev bilir;

  • yalan söylemez ve yalanı sevmez;

  • selamı ilk veren odur;

  • cömerttir; misafirperverlik sufilerin geleneğidir.

Bütün yaratılmışlara sevgi

Sufi, yakın ya da uzak her insanı sever, çünkü hepsi Allah'ın yarattıklarıdır; kimseye bir şey dayatmaz (s. 66). Yazar "Halk, Allah'ın ailesidir" sözünü hatırlatır: Allah dostu kendini bu ailenin bir ferdi sayar ve her şeyin zâhirinde ve bâtınında Allah'ın nurunu görür.

Tek cümleyle

Sufi; şeriata uyan, nefsini arındıran, insanlara hizmet eden ve bütün bunlar aracılığıyla Allah'ı tanıyan kişidir. Bunu dünyayı terk ederek değil, O'nun varlığını dünyanın içinde fark ederek yapar.

Kaynak: Hâce Şemseddin Azîmî, İhsan ve Tasavvuf (Khwaja Shamsuddin Azeemi Research Society), s. 35–40, 53 ve 66.

Bir hata mı gördünüz? Düzeltme önerin

Devamını okuyun

Sufi kimdir? | Uluslararası Sufi Günü